BIY

29 Aralık 2009 Salı

Şampiyon Takım Belli

Tüm takımlar için istikrarsız bir ilk yarı geride kaldı ve şampiyon takımın belli olacağı bir döneme girdik. Evet şampiyon takım bu arada belli olacak. İlk yarı yaptığı yanlışların-doğruların analizini iyi yapan, ihtiyaç duyduğu noktalara faydalı transfer yapabilen ve iyi antremanlarla hem ilk yarının yorgunluğunu atabilen hemde oyuncularını fizik-kondisyon olarak güçlendiren takım şampiyon olacak.

Beşiktaş bu aranın sonunda bir de seçim süreci yaşayacak. Yani işi biraz daha zor. Seçimden önce takıma genel olarak baktığımızda ikinci yarı için Beşiktaş'ın yapması gerekenlere kısaca göz atalım.

Beşiktaş kadro yapısına ve derinliğine bakıldığında aslında şampiyonluk için en avantajlı takım. Ama oyunculardaki aşırı isteksizlik ve güçsüzlük bu avantajı yok ediyor. Öncelikle çözülmesi gereken konu bu. Yani Beşiktaş transferini ilk önce kendi içinde yapacak. Bu konu da işi kolay olmayacak çünkü liste kabarık: Tello, Nihat, Yusuf, Holosko, Tabata, Nobre, Serdar Özkan ve son haftalarda düzelse de Bobo. Yönetim ve Teknik Heyet ne yapıp edip artık bu oyuncuları kendi kimlikleri ile oynamalarını sağlamalı. Baktı devre arasında aynen devam eden var gereğini hiç düşünmeden yerine getirmeli.

Beşiktaş'ın diğer çözmesi gereken konu da sistemi. Artık Mustafa Denizli ilk yarıya ve kadro yapısına göre kararını değiştirmesi gerektiğini görmeli. Nihat ve Holosko ile oynamak istiyorsa tek şansı 4-4-2. Savunma zaten oturdu (Toraman-Sivok-Ferrari-İsmail veya Üzülmez). Orta alan da Enst ve Fink. Solda Tello, sağda Ekrem veya güçlü bir Serdar Özkan, ileride Bobo-Nihat veya Bobo-Holosko.

Kartalın uçması için kanatlarını kullanması gerekiyor. Kanatlarıda kullanabilecek oyuncular Tello, Serdar Özkan, Ekrem. Tello'nun kesinlikle ama kesinlikle solda artık oynaması gerekiyor. Sayın Denizli Tello'dan Revivo, Rapaic yaratmaktan, ters taraftan 20 maçta bir atacağı gollerin sevdasında vazgeçmeli. Bu adam sol bek olarak alındı. Niye hala fantezi yapılıyor. Ertuğrul Sağlam radikal bir karar alarak Tello'yu gerçek yerinde oynatmaya başlamıştı hatta herkes de takdir etmişti. Eğer devam edebilseydi Beşiktaş Carlos'una kavuşabilirdi. Neyse Tello'yu başka bir yazıda tamamiyle tekrar değerlendiririz.

Beşiktaş'ın diğer çözmesi gereken konuda Fink. Fenerbahçe maçı hariç bence hedefleri olan Beşiktaş'ta oynayacak bir oyuncu değil. Çok iyi niyetli, çok mücadeleci ama yetersiz. Oynadığı maçları dikkatle inceleyin. Öyle kritik noktalarda hata yapıyor ki ataklar gelişemeden bitiyor. Aldığı topların yüzde 90'nını olumsuz kullanıyor. %50 sini iyi kullansa bu kötü Beşiktaş bile iddia ediyorum 5 puan önde lider olurdu. Eğer Mustafa Denizli 4-2-3-1 de devam edecekse hiç düşünmeden hazır seçim zamanı da Beşiktaş'ın Fink'i gönderip bir Fabian Enst daha bulması gerekiyor.

Kısaca devre arası bittiğinde diğer takımlarla birlikte yapılanlara bakarak Beşiktaş'ın şampiyon olup olamayacağı ligin sonunu beklemeden göreceğiz. Umarız lig öncesi hazırlık kampında yapılan hatalar tekrarlanmaz.

19 Aralık 2009 Cumartesi

Ağır Zemin Ağır Yara

Son derece ağır zeminde Beşiktaş’ın bu kadro ile Bursaspor gibi bir takıma karşı sahaya çıkması akıl alacak gibi değil. Zaten ilk yarı pozisyon üretemeden tamamlanarak bunun ne kadar mantıksız olduğu anlaşılmış oldu. Artık iş işten geçti derken ikinci yarıya nasıl olduysa mantıklı bir değişiklik ile başlanıldı. Sercan’ın ikinci yarının başında oyunu koparacak golü atamaması ve biraz baskı ile gelen iki gol sonrasında hiç kimsenin umut etmediği bir skor çıktı ortaya. Bu sefer maçı koparacak golü Bobo kaçırınca ve Beşiktaş geri yaslanınca Bursa baskı kurdu.
Böyle bir baskı yenilirken Ferrari’nin sakatlanması büyük şansızlık. Ağır zeminde çok yorulan takıma güç katacak, bir oyuncu girmesi beklenirken böyle bir zeminde son düşünülmesi gereken Yusuf oyuna alındı ve Beşiktaş bu değişiklik ile maçı kaybetti.
Yahu geçen Manisaspor, Diyarbakırspor maçlarında oyunu açacak, pas verecek, top tutacak adama ihtiyaç varken fizik gücü yüksek düz oyuncularla oynuyorsun , maçın son anları, zar-zor öne geçmişsin zaten Yusuf’u alıyorsun!
Ertuğrul Sağlam çıkardığı kadro yaptığı değişiklikler ile maçı kazandırıyor, Mustafa Denizli maçı kaybettiriyor.
Beşiktaş’ın saçmalıklarını bir yana bırakıp bu başarılı oyun nedeniyle Bursa’yı alkışlamak lazım. Hak ettikleri bir galibiyet aldılar. Umarım devre arasını iyi değerlendirip bir-iki güçlü takviye ile şampiyonluğu sonuna kadar kovalarlar. Bu sene olmasa bile istikrar sağlanırsa önümüzdeki yıl Bursaspor’un şampiyonluğun en büyük adayı olacağını düşüyorum.

Son söz tabii ki hakem Tolga Özkalfa’ya! Berbat bir yönetim gösterdiğiniz sayın Özkalfa. Sizin göreviniz maçın birinci dakikasına, doksanıncı dakikasına, takımına bakmadan kuralları uygulamak değil mi? Niye uygulamıyorsunuz veya uygulayamıyorsunuz?
Maç başında Beşiktaş top çıkartırken Bursaspor’lu oyuncu topu elle kesiyor, kart yok. Lütfedip ikinci elde Ozan İpek’e sarı kart gösteriyorsunuz. Dakikalar 17’yi gösterdiğinde Ozan İpek Enst’e öyle bir giriyor ki oyuncu bile atılacağını düşünüyor. Hatta zorlasan kırmızı kart bile çıkartırsın öyle bir pozisyon. Ama Tolga Özkalfa oyuncuyu atamıyor. Böyle hakemlik olmaz olsun. Sonra bu oyuncu çok değil iki dakika sonra Bursaspor’un ilk gölünü atıyor. 87’de de üçüncü golün asistini yapıyor.
Herkes penaltı’yı tartışıyor, ama orası hikaye. Penaltı değil diyen herkes lütfen Tomas Zapotocny ayaklarının yerden ne kadar yukarıda olduğuna dikkatlice ve tarafsızca baksın. Yok eğer bu oyun futbol değil de yüksek atlama diyorlarsa penaltı değil diyebilirler. Maçın başındaki elle oynamalarda da zaten voleybol oynanıyordu, niye sarı kart olsun değil mi?

17 Aralık 2009 Perşembe

Şampiyonlar ligi yayın rezilliği

Beşiktaş'a yapılan haksızlığa ve hatta saygısızlığa neden izin veriliyor? Neden yönetim sesini çıkarmıyor? Stada gidemeyen milyonlarca taraftarın hakkı değil mi Şampiyonlar Ligi'nin heyacanını yaşamak? Konu şampiyonlar ligi yayın rezilliği! Son CSKA maç günü tüm gün heyecandan yerimizde duramadık, akşam olsunda Beşiktaş'ımızın Avrupa kupası heyacanını yaşayalım diye! Maç heyecanını, maç öncesi yayınları bırakın takım kadrolarını bile maç başladıktan 3,5 dakika sonra öğrenebildik. (Gerçi Mustafa Hocanın çıkardığı kadroyu görünce bütün heyecanımız kaçtı ama o konuyu maç yazısında yazdık.) Ya olacak iş mi bu? Bu kadar önemsiz, bu kadar değersiz mi bu takım, milyonlarca izleyici. Maçın ilk yarısı bu haksızlılığı hazmederek geçtiği için maç falan seyredemedik. Para kazanmak için tabii ki reklam koyacaksınız ona lafımız yok ama maçtan önce ki diziyi o haftalık kaldırsanız veya erken bitirseniz olamaz mıydı? Yarım saat stadın atmosferini yaşatmalı, takım kadrolarını vermeli; analizler ve yorumlar yapmalıydınız. Ama çok görüdünüz işte bunu bizlere. Merak ediyorum, Fenerbahçe veya Galatasaray ın maçı olsaydı böyle bir şey yapmaya cesaret edebilir miydiniz? Saat 20.00 den itibaren yayın yapmaya başlardınız o zaman.
Star TV yi ne kadar eleştirsek ne kadar yazsak azdır onun için daha fazla uzatmıyorum ama çok çok ama çok ayıp ettiler. O akşam ki önemsemezlik sadece yayıncı kanal ile sınırlı değildi. Her hafta onlarca lig maçından önce yayın yapan diğer kanallarda da spor kanalları dahil maç öncesi yayını yapılmadı. Herhangi bir lig maçından daha mı önemsiz Avrupa Kupası maçı. Beşiktaş'ı bu kadar önemsiz gören herkese teşekkür ediyorum. Beşiktaş'ı haklarını savunamayan Beşiktaş yönetimine de çok teşekkür ediyorum.

14 Aralık 2009 Pazartesi

Amerikan Futbolu

Uzun zamandır şüphe ediyordum, CSKA maçında emin oldum ama hadi şampiyonlar ligi diye de değildir ya dedim ama Manispor maçından sonra artık kesin olduğunu anladım. Mustafa Denizli, Amerikan Futbolu Teknik Direktörü.
Hücum futbolunun yaratıcısıymış falan hepsi hikaye. Tarih öğretmeni olduğu da…
Futbol tabii ki mücadele oyunu, tabii ki takım oyunu ama aynı zamanda yaratıcılık oyunu, zeka oyunu, estetik oyunu… Beşiktaş’a baktığında bu özelliklerde kim var: Tabata, Serdar Özkan, Yusuf, Delgado, Tello. Belki birazda Holosko. Kimler oynuyor peki: Ernst, Fink, Uğur, Ekrem, İbrahim Toraman. Çıkan kadro da hangisi var? Tello. Ne yaptı? Hiçbir şey. Bu durumda maçı kazanmak isteyen bir takım ne yapmalı. Hadi diğerleri sakat, Tabata ve Serdar Özkan’ı oyuna almalı. Ama nerde? Mustafa Denizli ne yapıyor Nobre’yi sokuyor. Sanki Bobo’ya sen asist yapmayı becerdin de Bobo gol atmadı. Zaten oyuna girdkten sonra Nobre ne yaptı? Pas atacak adam olmayınca orta sahaya top almaya geldi. O zaman niye Nobre oyunda. Sen forvetlerine pas atamayacaksan 5 forvetle oynasan ne olacak. Mantık ne doldur-boşalt. Nasrettin Hoca misali Ya Tutarsa. Tutmuyor işte Sayın Mustafa Denizli tutmuyor.
Göle maya çalma ile bu iş olmuyor, OL-MA-YA-CAK-TA. Bunu anlaman için daha ne gerekiyor.
Sen en iyisi devre arası Servet’i, Lugono’yu, Gökhan Zan’ı, Bilica’yı falan da transfer edip Amerikan Futbol ligine müracaat et. Belki orda gerçekten Başarılı olursun…
İstersen şimdiden kimsenin tutturamadığı kadro seçimini ben yüzde yüz tutturayım.
Kalede: Hakan Arıkan.
Defans: İbrahim Kaş, Servet, Gökhan Zan, Bilica.
Orta Saha: İbrahim Toraman, Ferravi, Fink, Sivok,İbrahim Üzülmez,
Forvet: Rüştü (yakında nasıl olsa oynatırsın, ama sürprizi kaçtı, yazdık artık)
Yedekler: Ekrem, Uğur İnceman, Enst, Barış Özbek, Mehmet Topal, Volkan

13 Aralık 2009 Pazar

Bu kafayla

Bu kafa ile ancak Sivas ile yarışırsan şampiyon olursun. Elinde silahların var ama sen kullanmıyorsun inanın insanın aklı mantığı almıyor. Tabata nerede? Serdar Özkan nerede? Yusuf nerede?

Tello sahada ama sadece ismi, Tello nerede? Geçen senenin sağ beki Ekrem sol açık stoper Toraman sağ bek. Kanatları olmayan bir Kartal nasıl maç kazanacak. Sağ kanattan bir tane orta yok. En büyük saçmalık da duran toplar, Beşiktaş federasyon ile anlaşsın ve artık duran top kullanmasın en iyisi.

Ya bir takım bir tane gol atamaz mı duran toptan. Bir öğrenmişler ön direk başka bir şey yok. Pordon hakkını yemeyelim arada ceza sağası dışına vole için top çıkartıyorlar, kendi kalelerinde kontra atak yemek için.

Bursa maçını kazanmaktan başka şansımız yok artık. Beşiktaş'ın şu an yapması gereken şu; Devre arasında sene başında boşa giden hazırlık kampını da düşünerek gerçek bir takım gibi hazırlanacaklar ve yarım sezon boyunca çok ama çok üzdükleri taraftarlarına ikinci yarı çok güzel maçlar izletecekler.

Yoksa Denizli sezon sonunu zor görür.

24 Nisan 2009 Cuma

Newcastle Muhabbeti

Malum 23 Nisan Kupa Teslimi canıma okudu. 

Güzel oldu da çalışmalarımıza değdi.

Teslim sonrası UEFA ve TEAM'den arkadaşlarla stada geldik. İnşaatları gezmek için. O arada Newcastle delisi bir arkadaşla takımın ahvali üzerine konuşma fırsatı buldum.

Bana dediği şu. "Pazartesi günü Portsmouth'la oynuyoruz. Eğer kazanırsak ligde kalırız." Newcastle sonraki iki maçında Fulham ve Middlesbrough'yu ağırlayacak. Sezon boyunca 5 maç kazanan Newcastle'ın ardı ardına 3 maç kazanması mucizeye yakın bir performans olacağa benzer.

Bu arada ben Tottenham maçlarına biraz baktım. Tottenham resmen parçaladı adamları. Bu kadar kötü bir savunmayla işleri zor gibi geliyor bana. 

16 Nisan 2009 Perşembe

Hesap kesildi

GALATASARAY A.Ş.’nin 12.04.2009 tarihinde oynanan GALATASARAY – FENERBAHÇE Turkcell Süper Lig futbol müsabakasında, taraftarlarının neden olduğu çirkin ve kötü tezahürat eylemi nedeniyle ve bu eylemin aynı sezon içerisinde 4. kez gerçekleştirilmesinden dolayı takdiren 1 RESMİ MÜSABAKAYI KENDİ SAHASINDA SEYİRCİSİZ OYNAMA CEZASI ve 80.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına,
Aynı müsabakada GALATASARAY A.Ş.’nin taraftarlarının ve sporcularının neden olduğu saha olayları nedeniyle takdiren 1 MAÇ SAHA KAPAMA CEZASI ile cezalandırılmasına,
Seyircisiz oynama cezasının öncelikle infaz edilmesine,
Aynı müsabakadan sonra, GALATASARAY A.Ş. Başkanı ADNAN POLAT’ın Federasyonun saygınlığını zedeleyici isnat ve eylemlerinden dolayı sportmenliğe aykırı hareketi nedeniyle takdiren 45 GÜN HAK MAHRUMİYETİ CEZASI ile cezalandırılmasına,
Aynı müsabakada, GALATASARAY A.Ş. sporcusu ARDA TURAN’ın rakip takım oyuncusuna yönelik kural dışı hareketi nedeniyle takdiren 3 RESMİ MÜSABAKADAN MEN CEZASI ile cezalandırılmasına,
Aynı müsabakada, GALATASARAY A.Ş. sporcusu EMRE AŞIK’ın müsabakada görmüş olduğu kırmızı kartın ve cezai uygulamalarının kaldırılmasına ilişkin talebinin REDDİNE, anılan oyuncunun rakip takım oyuncusuna yönelik kural dışı hareketi nedeniyle takdiren 2 RESMİ MÜSABAKADAN MEN CEZASI ile cezalandırılmasına,
Aynı müsabakada, GALATASARAY A.Ş. sporcusu SABRİ SARIOĞLU’nun sportmenliğe aykırı hareketleri nedeniyle takdiren 2 RESMİ MÜSABAKADAN MEN CEZASI ile cezalandırılmasına,
FENERBAHÇE SPOR Kulübünün, 12.04.2009 tarihinde oynanan GALATASARAY – FENERBAHÇE Turkcell Süper Lig futbol müsabakasında akreditasyon kartı olmayan kişilerin soyunma odasında yer almasından dolayı talimatlara aykırılık nedeniyle takdiren 5.000.- TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına,
Aynı müsabakada, FENERBAHÇE SPOR Kulübünün, taraftarlarının ve sporcularının neden olduğu saha olayları nedeniyle takdiren 25.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına,
Aynı müsabakada, FENERBAHÇE SPOR Kulübünün, takım halinde sportmenliğe aykırı hareket nedeniyle takdiren 10.500.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına,
Cezaların içtimaı suretiyle FENERBAHÇE SPOR Kulübünün, neticeten ve takdiren 40.500.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına,
Aynı müsabakada, FENERBAHÇE SPOR Kulübü sporcusu DİEGO ALFREDO MORENO LUGANO’nun rakip takım oyuncusuna yönelik kural dışı hareketleri nedeniyle takdiren 5 RESMİ MÜSABAKADAN MEN CEZASI ile cezalandırılmasına,
Aynı müsabakada, FENERBAHÇE SPOR Kulübü sporcusu SEMİH ŞENTÜRK’ün rakip takım oyuncusuna yönelik kural dışı hareketi nedeniyle takdiren 3 RESMİ MÜSABAKADAN MEN CEZASI ile cezalandırılmasına,
Aynı müsabakada, FENERBAHÇE SPOR Kulübü sporcusu VOLKAN DEMİREL’in, rakip takım taraftarlarına yönelik sportmenliğe aykırı hareketleri nedeniyle takdiren 3 RESMİ MÜSABAKADAN MEN CEZASI ile cezalandırılmasına,

12 Nisan 2009 Pazar

Derbi üzerine...



-Galatasaray iyi başladı. İlk 15 dakikada bir gol olsa çok farklı bir gece olabilirdi. Ama Kewell ve Baros'ta acayip bir heyecan vardı.

-Selçuk'un oyundan çıkmadan önce kırmızı kart görmesi lazımdı. Oyundan çıkarken direği tekmelemesi ikinci sarıdan yine kırmızıydı. 

-Fırat Aydınus rezil bir yönetim gösterdi. Eyyamcılıkta son noktayı gördük herhalde. Her pozisyon öncesi düdük çaldı. Yardımcılar Fırat Aydınus düdük çalamadığı zamanlar hatalı bayraklarla oyunu kesmeyi görev bilmişlerdi.

-İkinci yarı Fenerbahçe oyunu dengeledi. Lincoln'e Emre ve Deniz kilidi tuttu. Galatasaray zaman geçtikçe strese girdi. Fenerbahçe'de Guiza olmasa gol daha muhtemel olabilirdi.

- Emre Belözoğlu'na Ali Sami Yen'e Fener formasıyla gelmek hiç gitmemiş. Fena sahnelerdi.

- Kavganın sorumlusu Lugano. Semih ve Arda'ya tokatlaşma hiç yakışmadı. Rezillik resmen. 

- Fırat Aydınus beraberlik olsun benim başım ağrımasın diyordu ama başı fena ağrıyacak yarın. Sivas ve Beşiktaş'a yarayan sonucu yarattı. Tebrik ediyorum. 

4 Nisan 2009 Cumartesi

Hakemlere sosyal medya yasak


İtalya'da bizim MHK benzeri bir kurum olan Hakemler Birliği'nin yeni başkanı Marcello Nicchi hakemlere sosyal medyayı kullanmalarını yasak etmiş. 

Nicchi hakemlerin sosyal medya sitelerindeki tartışmalardan uzak durmaları gerektiğini söylerken blog tutmalarını, email yoluyla görüş bildirmelerini ve Facebook gibi siteleri kullanmalarını da yasaklamış. Nicchi göreve gelmeden önce hakemlerin daha fazla konuşmasını sağlayarak bir devrim sözü vermişti ama bu sözü unutmuş görünüyor.

Kaynak: Techcrunch


2 Nisan 2009 Perşembe

Hani verdiğin sözler


Bu şarkıyı sezon sonunda söylememiz hayli muhtemel. 

Dün çıkan iki haber Avrupa'da tanınmış iki ünlü futbolcunun başarı uğruna girdikleri iddiaların ne kadar büyük olabileceğini gösterdi.

Luca Toni'nin Şampiyonlar Ligi zaferi halinde Münih'te çıplak gezeceğini duymuşsunuzdur.

Liverpool'un savunma oyuncusu Danimarkalı Agger ise oldukça cesur bir iddia koydu.

Şampiyon oldukları takdirde takımdaki tüm arkadaşlarının resimlerini vücuduna dövme olarak yaptırmayı planlıyormuş. 

Toni soyunur. Zaten teşhircinin önde gideni. Ama Agger'in sözünü yerine getirmesi hafif zor sanki.

30 Mart 2009 Pazartesi

Enzo Zidane

Zidane'nın oğlu Enzo, İspanya U15 Milli Takımı'na çağrılmış. 

Kendisi Real Madrid altyapısında oynuyor. Fransa'da doğmuştu. İkinci vatandaşlığı İspanya'dan. Cezayir bu denklemin bir yerinde pek görünmüyor sanki. 

Youtube'da envai çeşit videoları mevcut. 

Kaynak: World Cup Blog


İngiltere'nin yeni forması

İngiltere'nin yeni forması.  

Fiyatı 39 pound. 

Kaynak: The Spoiler


21 Mart 2009 Cumartesi

20 Mart 2009 Cuma

Doğum günün kutlu olsun mutlu ol senelerce...

Fernando Torres

Kaynak: Kickette

UEFA Kupası Eşleşmeler

Çeyrek Final
Hamburg - Manchester City
PSG - Dinamo Kiev
Shakthar - Marsilya
Werder Bremen - Udinese

Yarı Finaller
Werder Bremen/Udinese - Hamburg/M.City
PSG/Dinamo Kiev - Shakthar/Marsilya

Finalde Werder Bremen-Shakthar'ı göreceğiz gibi düşündüm bir an. 

 

Şampiyonlar Ligi Eşleşmeler

Villarreal - Arsenal
Manchester United - FC Porto
Liverpool - Chelsea
Barcelona - Bayern Münih

Arsenal ve Manchester için iyi kura. Bu kuralar 3 İngiliz'in yarı finale çıkması anlamına gelebilir. 

Barcelona'da dördüncü olur.

Manchester-Porto/Villarreal-Arsenal
Liverpool-Chelsea/Barcelona-Bayern Münih

Final Barcelona-Manchester United olarak göründü gözüme. 

UEFA Loto Sonuçlar

Dinamo Kiev
CSKA
Zenit
Galatasaray
Manchester City
Braga

Dün bu takımlar çıkar demiştim.

Altıda iki tutturmuşum. Zenit maçın başında hakem kurbanı oldu. Manchester City zor sıyırdı. Keza PSG de. Galatasaray salaklığına doymasın. CSKA Shakthar maçında ise hakeme daha çok yediren kazandı gibi bir his doğdu içime. 




19 Mart 2009 Perşembe

Herkes İçin Futbol Turnuvası - Kalamış



UEFA Finali öncesi futbol turnuvasından kareler... 


UEFA Loto

Bence şu takımlar çeyrek finalde olacak;

Dinamo Kiev
CSKA
Zenit
Galatasaray
Manchester City
Braga

Bakalım kaç tanesini tutturacağız. 


Son 8'in ilk ikisi

Marsilya

Bremen

Bu akşam neler olacak?

Bu akşam çok önemli gerçekten.

Ben kendimi takım muhabbetlerinden soyutlayabildiğim kadar soyutlayıp sadece derbi ve Avrupa Kupası maçlarına bakardım. Ama bu sezon bir şeyler oldu. Ezeli rakibin stadında çalışmakdurumunda olunca içimdeki Galatasaray sevgisi depreşti adeta.

Bu akşam o sevginin bir kez daha zirve yapacağı akşam olmalı.

Kötü düşünceleri aklımdan silmeye uğraşıyorum ama Kewell'ın stoper performansı beni kaygılandırıyor. Sonra kendime diyorum ki "Kewell o ya, Şampiyonlar Ligi kazanmış, Bordeaux maçını çevirmiş, süper bir profesyonel." 

Arda üzerinden dönen yazılar canımı sıkıyor. Basınımızın işte Galatasaray'ın gizli planı diye dün öğle saatlerinde yaptığı haberlere bakıyorum. Bu haberi okuduktan sonra Hamburg teknik direktörü bence Arda oynayacak diyebiliyor. Haber refleksi önemli ama bu mevzu da önemli değil mi sevgili Galatasaray muhabirleri?

Sonra Bülent Korkmaz'ı düşünüyorum. Bundan 5 ay önce ofisimize geldiğinde Fenerbahçe TV onu çekmek için bir kamera göndermemiş, bilet tanıtımında ise o çıktığı zaman yayını kesmişti. Final oynarsa bu statta neler olacak onu merakla bekliyorum. Fenerbahçe TV, UEFA Kupası Finali'nden hiç bahsedecek mi acaba?

Bir diğer konu da finale gelmeden gelmiş gibi davranan hallerimiz. Çok müthiş bir olay olacak. Ama daha olmadı. O yüzden ölçüyü kaçırmadan yola devam diyor, bu akşam herkese iyi bir maç diliyorum.


10 Mart 2009 Salı

2016'ya dört aday



Mart'ın 9'unda sona eren başvurular sonucu 2016 Avrupa Şampiyonası için dört adaylık başvurusu oldu.

İlk aday biziz elbette. Kadir Has Stadı'nın ülkede yarattığı heyecan dalgası bile bu tip bir organizasyona olan açlığımızın özeti gibi adeta. 2008 U17 Avrupa Şampiyonası, 2005 Şampiyonlar Ligi Finali ve 2009'daki UEFA Kupası Finali gibi üst düzey işlere evsahipliği yapıyoruz.

Fransa ikinci aday. En son 1998 Dünya Kupası'na evsahipliği yaptılar. Aradan geçen 18 yıl, Platini'nin Fransız vatandaşı olması ve UEFA içindeki güçlü lobileri artıları. Ayrıca birkaç sene önce Şampiyonlar Ligi Finali'ne evsahipliği yapmışlardı.

İtalya statlarını yenilemek için bahane arıyor ve 2016 onlar için mükemmel bahane. 1990'dan bu yana büyük bir turnuva düzenlemediler. Bu sene Şampiyonlar Ligi Finali'ne Roma evsahipliği yapacak. 2012 elemesinde son üçe kalmalarına rağmen favoriyken elenerek şok yaşamışlardı.

Son aday ise Norveç-İsveç ortaklığı. Serin bir yaz turnuvası için ideal. Futbol seyircisi her iki ülkede de yeterli sayıda mevcut. Fakat vergi mevzuatları bu tip bir turnuvayı düzenlemede en önemli engel.

Takvim şöyle işleyecek. 3 Nisan'da aday ülkelere ne istendiğine dair bir dosya verilecek ve bu dosya UEFA'nın talepleri doğrultusunda hazırlanıp 2010 Şubat'ında geri gönderilecek. 2010 Mart'ta şehir ve stat ziyaretleri yapılacak. 2010 Mayıs'ında ise kazanan ülke açıklanacak.

Bu adaylar arasında bence şanslıyız ama bir şartla ödevlerimizi yapıp iyi hazırlanırsak. Kadir Has elimizi güçlendirecek. Aslantepe'de çok önemli. Bu seneki final maçının sorunsuz geçmesi herşeyden önemli.

Bir de kabaca lojistik anlamda bir değerlendirme yapayım.

1996- İngiltere (Kuzey)
2000- Belçika-Hollanda(Orta)
2004- Portekiz(Batı)
2008- İsviçre-Avusturya(Orta)
2012- Polonya-Ukrayna(Doğu)
2016- Güney(İtalya) mi, Güneydoğu(Türkiye) mu, Kuzey(İsveç, Norveç) mi, Orta(Fransa) mı?

6 Mart 2009 Cuma

Galatasaray-Bursaspor

Galatasaray eksik evet ama bu kadar kötü bir oyun için bahane olamaz.

Tamamen şansa iki gol. 

İkinci yarı Ali Sami Yen'de sahandan çıkamıyorsan bu işte bir sorun vardır.

Bülent Korkmaz'ın gelişi iyi güzel ama bu oyunun kimse tarafından kabul göreceğini düşünmüyorum. Hatta 5 yese bile Galatasaray Kocaelispor maçında bundan daha iyiydi. Cesur'dan ziyade temkinli demek lazım Korkmaz'a ama bu Ali Sami Yen'de Galatasaray'a yakışmıyor. 

Bülent Korkmaz'ın oyuna karşı oldukça faydacı bir yaklaşımı var. Bir gol atıp kapanıyor. Bu önemli Hamburg karşısında elbette ama Konyaspor ve Bursaspor karşısında buna ne gerek var onu anlayamıyorum. Emre Aşık Konyaspor ve Bursaspor maçlarında iki kritik hata yaptı. Her maçta bir tane yapıyor zaten. Şansına bunlar gol olmadı. Eğer olsaydı şu an Galatasaray şampiyonluk yarışına elveda demişti. 

Bir şey daha var. Meira zorlama Galatasaray'ı lütfen. Tamam Zenit'te UEFA maçı oynayamayacaksın. Olsun varsın. İlla Hamburg maçını bekleme.  

Geri dönüş

Uzun süreli ara için özürler diliyorum.

Mart sonuna kadar bu yoğunluk devam edecek. 

Televidyon.com'da program ciddi zaman alıyor ve normal iş yüğküm de pek hafif olmadığı bloglarıma çok zaman ayıramıyorum. 

20 Mayıs'tan sonra her şey çok güzel olacak diyeyim ve bir sonraki postla birkaç şey döktüreyim. 

15 Şubat 2009 Pazar

FIFA'ya göre 2009'un 13 yıldızı

Biraz eski bir haber ama FIFA sitesinden senenin 13 yıldız adayı.

Jozy Altidore - 19 - Villarreal

Michel Bastos Fernandez - 25 - Lille

Scott Brown - 23 - Celtic

Jaime Cordoba - 20 - America de Cali

Douglas Costa de Souza - 18 - Gremio

Pedro Tonon Geromel - 23 - Köln

Guillaume Hoarau - 24 - PSG

Keirrison - 20 - Coritiba

Marko Marin - 19 - Borussia Moenchengladbach

Martin Morel - 28 - Tigre

Carlos Darwin Quinteiro - 21 - Club Santos Laguna

Rafael Pereira Da Silva - 18 - Manchester United

Aaron Ramsey - 17 - Arsenal

11 Şubat 2009 Çarşamba

Gündemden...

-Beşiktaş Fulya'yı açıyor. Mali genel Kurul öncesi bu açılış manidar. Daha manidar olanı ise şu; Borsa'da sermayenin üçte ikisi eridiği için şirket hızla gözaltı pazarına doğru ilerliyor. Hissedarlar perişan.

-Fenerbahçe Aragones'i tazminatı nedeniyle biraz zor gönderir. Sezon sonuna kadar bu çilenin devamı hayli muhtemel. Bu hafta oynanacak Hacettepe maçı bir şans. 

-Milli Takım Fildişi Sahili karşısında şanslı. Biz hazırlık maçlarını çok ciddiye almayız ama Fildişi'nin İzmir'de çok kasacağını zannetmiyorum. Başlarında futbolcu düşmanı Halilodziç olması bu hissimi daha da kuvvetlendiriyor. 

-Galatasaray Divan Kurulu'nda Federasyon'a bir kez daha saldırılacağını düşünüyorum. Bu kez konuşan başkan olacak sanki. Servet'in hakemler biziy kayırıyor açıklaması da tuz biber oldu resmen. 

 

9 Şubat 2009 Pazartesi

Haftasonunun Ardından...

-Galatasaray'ın açıklaması gereksiz şekilde ağır ve federasyonun önüne bir top yuvarlıyor. Federasyon'da sektirmeden gol yapacak bir açıklama yapmış. 

-Fenerbahçe çok kötüydü ilk yarı. İkinci yarıyı seyredemedim. İki golün de ofsayt olması bir garip. Ama o kadar kötüydü ki Fenerbahçe şikayet edemiyor Fenerbahçe kulübü.

-Beşiktaş en kötü. Konyaspor ki ligin kötülerinden bir takım ve çok zor durumdalar. Ama Beşiktaş doğru dürüst atak yapamıyor bu takıma karşı. Ernst bu takımda belirli bir düzeyde faydalı olur. Fazlasını beklememek lazım.

-Sivasspor ve Trabzonspor haftanın kazananları. Puan farkını dörde çıkardılar. Kamanan süper oynuyor. Sivasspor'un atakları gerçekten çok ilginç gelişiyor. Hızlı ters toplara çok çalışmışlar ve hatasız kontraatağa çıkabiliyorlar. 

-Sivasspor'un aksine Galatasaray hızlı atağa kalkamıyor. Kontratak güdüsü kaybolmuş bir takım. Avrupa'da çok ihtiyacı var halbuki. Özellikle deplasman maçlarında.

-Süper Lig'e kötü bir lig demeyin artık lütfen. Gerçekten iyi bir sezon geçiriyoruz ve alttan gelen takımlar biraz daha güçlenirse tadından yenmeyecek. 


 

 

7 Şubat 2009 Cumartesi

Galatasaray-Kayserispor Canlı Anlatım

Galatasaraylı futbolcuların Selçuk Dereli'ye büyük tepkisi var. Galatasaray taraftarı takımı tribüne çağırıyor. 

Maç sona erdi. Son dakikada Emre'nin ceza sahası içinde elle müdahalesi var. Selçuk Dereli'nin es geçtiği.

Baros'un yerine Nonda çıkmalıydı. Linderoth ne alaka konuları çokça tartışılır bugün ve yarın.

90+2 Bilal'in falsolu ortasını De Sanctis çok zor kurtardı. 

Top defansa çarpmamış. De Sanctis önünde saçma bir şekilde sekmiş. Barış sarı kart gördü bu arada.

Dk 89 - Gol - Mehmet Eren attı. Skor 1-1 Turgay ceza sahası yayına çıkardı. Mehmet Eren'in sert şutu defansa çarptı ve filelerle buluştu.

Dk 85- Mehmet Topuz'un frikiğini, De Sanctis yatarak kurtardı.

Dk 82- De Sanctis zaman geçirmekten sarı kart gördü.

Dk 82- Cangele sol çaprazda Turgay'ın pasıyla buluştu. Sert şutu yan ağlarda.

Sabri'yle ilgili bir şey yazmam lazım. İki tane süper ters top attı. Birisi sağ dışla.

Şu dakikayı yazmamışım 79. dakika.

Galatasaray savunması şu dakikaya kadar hatasız. 

Barış saçlarını yana yatırmış bu kez de. Bu çocuğa profesyonel saç tavsiyesi lazım.

Dk 75- Cangele sarı kart. Arkadan müdahale.

Barış saç bandından kurtulmuş. Yayınlarımız sonuç verdi dermişim.

Dk 71 - Milan Baros kenara alınırken Barış oyuna giriyor.

Dk 68 - Toledo kenarda, Turgay oyunda.

Kayserispor son paslarda çok zayıf kalıyor. Ortalar auta gidiyor genellikle.

Cangele biraz daha semirse bu saçlarla Tevez olur.

Dk 62 - Emre Aşık sarı kart. Haftaya cezalı.

Dk 61 - Mehmet Güven yerine Linderoth oyunda.

Aghahowa sezon başında yakaladığı formu devam ettiremedi. Kayseri onun için iyi bir sıçrama tahtası olabilir aslında. 

Maç biraz daha hızlandı ilk yarıya göre. Süper Lig bu sezon gerçekten bunun gibi güzel maçlara çok sahne oluyor. Ligin kalitesi yükseldi bence.

Dk 51 - Saidou bir anda kaleciyle karşı karşıya kaldı. Şutunda De Sanctis bir kez daha başarılıydı.

Dk 50- Mehmet'in şutu De Sanctis'te kaldı.

Dk 49  Mehmet Topuz'un frikiğini De Sanctis kurtardı.

İkinci yarı başladı. Olembe ve Bilal Aziz oyunda. Ragıp ve Abdullah kenara alındı.

İlk yarı sona erdi.

Dk 46- Aghahowa aldatmaya yönelik hareketten sarı kart gördü.

Dk 44- Arda çaprazdan solla vurdu. Suleymanou kurtardı.

Kewell tribünde ve takım elbise giymiş. Kravat takmış.

Bu gerginlikler Ragıp ve Mehmet Topuz'a yansırsa büyük olaylara gebe bu maç.

Baros'un kafası yarıldı ve Baros sarı kart gördü. Kanı Selçuk Dereli'nin üstüne sürdü. 

Galatasaraylı oyuncular çok sinirlendi. Haklı oldukları taraflarda çok. Kırmızı kart sonrası Baros'a net bir şarj var ve atlanmış bir penaltı olabilir.

Sami Yen'de Selçuk gol gol gol tezahüratları var.

Dk 28- Kırmızı kart. Lincoln dışarda ikinci sarıdan. Serbest vuruşu engellediği için.

Dk 27 - Gol Lincoln'ün serbest vuruşunda Ayhan kafayı vurdu. Suleymanou tokatladı. Dönen topta Galatasaray golü buldu. Nonda attı. Arda indirdi. Nonda diziyle iki savunma arasında düzeltti. Dokundu ve top köşeden içeri girdi.

Dk 23 - Lincoln ceza sahasında yerde. Bu penaltı. Ama Dereli sarı kart gösteriyor Lincoln'a 

Dk. 19- Ragıp'ın ara pasında Aghahowa'dan önce De Sanctis topa sahip oldu. Durgun bir maç oluyor.

Sabri saçma sapan itirazlarına devam ediyor. Her maç aynı hikaye.

Lincoln ısınırken bir şutta polis memurunun kulağını vurmuş. Polis hastaneye kaldırılmış.

Dk. 6- Lincoln'ün süper pasında Baros Hamidou'yla karşı karşıya kaldı. Hamidou erken davranıp topu uzaklaştırdı.

İlk dört dakika. Galatasaray çok basıyor ve Kayseri'nin pas yapmasına izin vermiyor.

Lig TV'nin maç sırasında Erman Toroğlu'nu göstermesine illet oluyorum.

Maç başladı. 

Lincoln'ün geri dönüşü önemli bu akşam. Her iki takım da hücumu düşünüyor. Bol gol olabilir. 

Medyaspor'un katkılarıyla ilk onbirler şöyle:

Galatasaray: De Sanctis, Sabri, Servet, Emre Aşık, Hakan Balta, Arda, Ayhan, Mehmet Topal, Lincoln, Baros, Nonda

Kayserispor: Souleymanou, Mehmet Eren, Ali Turan, Eren, Toledo, Mehmet Topuz, Saidou, Ragıp, Abdullah, Aghahowa, Cangele

6 Şubat 2009 Cuma

Sayılar -2- Avrupa'da en fazla transfer yapılan lig Turkcell Süper Lig

 

 

#

Lig

Transfer

Kiralık

Toplam

1

Süper Lig Turkey

262

30

292

2

Premier League England

234

47

281

3

Serie A Italy

232

45

277

4

Portuguese Liga Portugal

198

48

246

5

Primera Division Spain

180

44

224

6

Liga I Romania

174

35

209

7

A PFG Bulgaria

187

13

200

8

Ligue 1 France

173

25

198

9

Super League Greece

149

33

182

10

Eredivisie Netherlands

145

35

180

11

Premier League Ukraine

132

47

179

12

Bundesliga Germany

147

30

177

13

Pro League Belgium

139

33

172

14

1. Division Cyprus

154

11

165

15

Ekstraklasa Poland

144

7

151


Sezon başından bu yana en fazla transfer Türkiye'de yapılmış. 262 transfer ve 30 kiralamayla toplam 292 ayrı hareket olmuş. 

Kaynak: IM Scouting

Sayılar -1-

Brezilya

772

Arjantin

311

Nijerya

162

Kamerun

135

Senegal

118

Fildişi Sahili

100

Gana

95

Uruguay

92

Fas

67

Avustralya

62

 

 



Avrupa liglerinde forma giyen dünyanın diğer kıtalarında gelen futbolcu sayısı. Birinci sırada Brezilya var malum. Afrika ağırlığı da göze çarpsa da Avustralya sürpriz. Bu arada 11. sırada ABD olması en ilginci. 

Haftalık toparlama

Son bir haftadaki yoğunluktan pek bir yazı yazamadım. Arayı kapatmak lazım. Önce kısa bir gündem turu. 
-Sivasspor, Galatasaray'ı eledi. Küfür olayı tartışma yarattı. Emre ve Bülent Uygun'un kırmızı kart sonrası halleri suçlunun Emre olduğunu gösterir gibiydi. Bu arada Emre bir gün kendisine söylenen babyfaced killer benzetmesini çok beğenmiş. Gerçekten öyle. Aslında normal hayatında çok sakin ve düzgün bir adam bu ya. Sahada bir haller oluyor.




-Beşiktaş Ernst'i getirdi. İlk maçta sahaya sürdü. Yetenekli bir Ayhan Akman ama ötesi değil. Fakat Beşiktaş'ın vasat kadrosunda elbette iş yapacaktır. 

-Fenerbahçe, Bursa'da bir facia yaşar beklentisi içindeydim. Ama beni yanılttılar. Maçı izleyemedim ama bir anda 3-0 olmuştu. Ertuğrul'da ne kadar "büyük" hoca olduğunu her maç daha fazla kanıtlıyor. Hacettepe'yi yenemeyeni dövüyorlar. 


-Denizlispor'da Ümit Kayıhan devri sona erdi. Bir başka kulüpte başlamasın mümkünse ve Lig TV artık bu adamları çıkarma. Çalıştırmak istiyorsan çalıştır ama maç yorumlatma. Bu kadar başarısız adamların maç yorumlamasına nasıl güveneceksiniz.

- İsmail Er gazetesine Fabian Ernst transferinden vazgeçildi yazarken gün ortasında transferin biteceğini farkedip Fabian Ernst Beşiktaş yolunda haberi yapıyor. Aynı gün içinde iki haber. Birisi yalan ama hangisi. İlkinde başka bir menajere bağlı futbolcunun adı da geçiyordu gerçi. O yalan olmasın sakın. 

- Guiza gol attı. Bu sezon beşinci golü. Büyükşehri Belediyespor maçı ilginç bir maç olabilir. Geçen sezon bela olmuştu Abdullah Avcı. Bu sezon onun yerini Gaziantepspor ve Nurullah Sağlam aldı gerçi. 

-Kayserispor geçen sezona göre daha başarılı ama bir üst düzeye çıkmaları lazım sanki. Uğur Meleke geçen gün Kayserispor tazminat ödememek uğruna lig hedeflerinden vazgeçti demişti. Doğru gözüküyor. Bu arada Kayserispor Stadı Fenerbahçe maçına yetişecek diyorlar ama çimi olmayan stadın çok eksiği vardır.